Cuma, Nisan 8

Nihayet

Ubuntu ile boğuşmalarım nihayet sonuç verdi ve ekran kartımı tanıtmayı başardım. Bunun için synaptic paket yöneticisine girip nvidia'nın 185 kodlu sürücüsünü yükledim. Ondan sonra restart attım. Yeniden başladıktan sonra ise sistem>yönetim>donanım sürücüleri kısmında ekran kartım tanınmış ama sürücü eski gözüküyordu. Oradan yeni sürücüyü yükle dedikten sonra yine bir restart. Ve oldu.

Şimdi geriye istediğim programları kurmak kaldı. Paket yöneticisi ve ubuntu yazılım merkezi sağ olsun teker teker halledeceğim. Tabi bu iş bittikten sonra ise daha zor bir kısım başlıyor. Wine ile autocad,catia gibi programları kurmak.

Wine nedir derseniz, windowsta kullandığınız programları ubuntu'da kullanmaya yarayan bir program. Tam anlamıyla denemedim. Paket yöneticisine girip playonlinux paketini indirirseniz, kendisini de indirmiş oluyorsunuz. Bu sayede sadece windowsta çalışan birçok oyun ve programı kullanabiliyorsunuz. Ama ben de tama anlamıyla acemi olduğum için, yükledikten sonra size nasıl olduğunu yazacağım.

Bu arada ubuntuya yüklediğim tüm programları ve ne işe yaradıklarını da bundan sonraki postlarımda göndereceğim. Şimdilik bu kadar, ubuntuyu adam etmeye devam.
Read More

Ne olacak bu pcnin hali

Dün windows yine bir hata verdi. Şaşırdık mı? Tabi ki şaşırmadık. Oturdum, biraz forum karıştırdım ve çözdüm. Tabi çözebilmek için 40 takla attım.

Hata nvidia'nın sürücüleri ile ilgili bir hataydı. Öyle bir hata ki, normal modda bilgisayar açılınca simsiyah bir ekran ve sadece küçük bir hata penceresi çıkıyordu. Güvenli modda ise sadece simsiyah ekran. Tabi bilgisayar açılmayınca bende kurtarıcı olarak elimde ubuntu livecd sine başvurdum. Bu cd kısaca, sisteme ubuntu kurmadan cd üzerinden ubuntuyu çalıştırmaya yarıyor. Bu sayede internete bağlanıp sorunun çözümüne ulaştım.

Sorunu çözmek için windows 7 cdsi ile bilgisayarı başlatıyoruz. (bilgisayarı cdden başlatmak için pc açılırken F8'e sürekli basın. Seçim ekranı gelince cd-romu seçin) Cd'den başladıktan sonra ise sistem kurtarma seçeneklerine girip, recoveryi seçiyoruz. Bu şekilde bilgisayar kendini en son yedeklediği zamana geri alıyor. Ben de bu sayede düzelttim.

Tabi windows olunca sorun eksik olmuyor. Hepsini bir şekilde çözüyorum ama çözmek için harcadığım vakte yazık diyerek Imac almaya karar verdim. Sebep; hem maci daha önce kullandığım için zorluk çekmeyecek olmam, hem de kendi donanımı üzerinde apple yazılımlarının oldukça sağlam ve sorunsuz çalışmasıydı. Biraz piyasa araştırması yaptım. Sonuç: tısss... 21.5" olan imaclar 2700 tl den başlarken i3 işlemci ile sınıfta kalmayı başardı. 27" olanlar iyi ama onlarda 5000tl den başlıyor. (o paraya öküz alırım)

Fiyat yüzünden geri adım atınca (2.el bile ateş pahası) sisteme hackintosh kurmaya karar verdim. Bu nedir derseniz, kısaca apple donanımı olmayan bilgisayarlara (laptoplar dahil) mac os x kurmaya yarayan bir sistem. Farklı gruplar farklı yöntemler ile bilgisayara mac os x kuruyorlar. Bu tür bilgisayarlara da hackintosh deniyor.

Daha önce osx86 kurduğum için tecrübeliydim ki, kaç kez kurduğumun sayısını unuttum. Heyhat, şanssızlık bu sefer kuramadım. 2 kez format atıp baştan denedim ama sistem kurulmamakta inat etti. Ben de pes ettim ve pardus 2011 kurmaya karar verdim. Pardus; linux çekirdeği üzerine ,uludağ üniversitesi ve tübitak'ın beraber yazarak geliştirdikleri bir işletim sistemi. Aynı ubuntu gibi, fakat tamamen türk bir ekip tarafından geliştiriliyor ve bana göre arayüzü daha güzel.

Pardus kurmak istesemde dvd bozuk olduğu için o isteğimde yarım kaldı. Ben de mecbur ubuntu kurmaya karar verdim. Ubuntu 9.04 kurdum. Kurduktan sonra nvidia ekran kartımı tanımadı. Sürekli sürüm yükselterek 10.04'e geldim ama hala ekran kartım tanımsız. Ubuntu maceram da burada bitecek gibi duruyor.

Windows'a dönmek istemediğimden dolayı önce bir kez daha pardus deneyeceğim, olmazsa mac os x kurmak için kasacağım. Yine olmazsa windowsa dönerim. O zamana kadar tekrar yazamam sanırım. Şu lanet ekran kartım windows dışında birgün sorunsuz çalışırsa çok mutlu olacağım sanırım.
Read More

Cuma, Aralık 24

Çalışıyorsa, tamir etme

Ekşi sözlük üzerinden öğrendiğim ve geçerli olduğunu bizzat test ederek öğrendiğim bir söz var: "If it ain't broke, don't fix it." Yani; başlıkta da söylediğim gibi, kullandığın cihaz (özellikle elektronik cihazlar için geçerli) bozulmamışsa, çalışıyorsa tamire kalkışma. 

Şimdi efendim, neden bu sözün doğruluğunu test etmek durumunda kaldım. Son 6-7 aydır bilgisayarım çok ses çıkartıyordu. Günlük kullanımda çok farketmezken, gece sessiz ortamda ya da başka sessiz. uslu pcleri duyunca benimkinin çok ses çıkardığını anladım. Hemen bir kaç forum karıştırdım, ve sorunun kasa veya işlemci fanından olabileceğini tespit ettim. Bende paraya kıydım ve şu aşağıdaki fanı aldım.
Xigmatek'in 2008 fiyat/performans ödüllü Red Scorpion fanı. Fiyatı vatan'da oldukça iyiydi. Okuduğum tüm testler soğutma performansı ve sessizliğini övüyordu. Aldım ve eve geldim. İşte burada atasözü devreye girdi. Gül gibi çalışan pc'yi söktüm, yetmedi fanı daha rahat monte etmek için anakartı söktüm. Vee da da dan!!!. Yeni fanı monte etmeye çalışırken hem sinir krizleri geçirdim, hem de bir ayağını kırdım. Ama olsun monte olmuştu ya. Hemen çalıştırıp ses ve sıcaklık değerlerine baktım. O da ne? Ne ses'de ne de sıcaklıkta herhangi bir düşüş yoktu. Daha önceki ekran kartı fanı tecrübemden öğrendiğim üzere, fanı iyi monte edemediğimi anladım. 

O günlük pc o şekilde kaldı. Ertesi gün, yine iyi kötü çalışan pc'yi söktüm. Fanı tekrar söktüm, termal macunu iyice sürdüm ve tekrar montaja kalktım. Veeeeeee... Tahmin edersiniz ki bu sefer daha berbat oldu. Hiç bir şekilde fan monte olmadı. Dahası; fan monte olmadığından dolayı işlemci aşırı ısınıp pc'nin hiç açılmamasına sebep veriyordu.

Yaklaşan sınavım sebebiyle pc'yi öylece bıraktım. Ta ki bugüne kadar. Aslında fandan umudumu kesmiştim, amacım 12 tl'ye ucuz, idareten bir şeyler almaktı. Bu arada eski fan ne oldu derseniz, onun da ayaklarından birisini yenisiyle değiştirmek için kırmıştım. Tabi iki-üç gün önce aldığım fanın çöpe gitmesine içim razı olmadı ve bugün tekrar uğraştım. Sonuç: Kasanın yatay konumda kalması dışında sorunsuzca ve tam performanslı çalışan bir fan.

Gelelim ses olayına. Bilgisayarda ses yapabilecek her şeyi değiştirdikten sonra afacan psu'mun sebep olduğunu öğrendim.
FSP Bluestorm II 500 watt güzel, hatta tabir-i caizse canavar gibi bir psu. Zamanında yine piyasanın en iyi fiyat/performans ödülünü almış bir ürün ancak son 6 aydır beynimi eritiyor. Tabi dayanamayıp onu da söktüm ve ilk yenilgimi aldım. Psu fanı kabloyla direk psu'ya bağlıydı ve değiştirmek şimdilik beni aşan bir şeydi. Ben de ikinci döneme kadar yenilgimi kabul edip, pc'ye dokunmamaya karar verdim.

Siz siz olun hem yukardaki sözü unutmayın, hem de benim gibi sökme takma işine giriyorsanız, sorunu doğru tespit ettiğinizden emin olun.
Read More

Çarşamba, Aralık 22

Windows Again


Mac maceram bu sefer kısa sürdü. Yüklediğimin 3. gününde hata verince vazgeçtim ben de uğraşmaktan. Belki ileride orijinal bir imac alınca devam ederim mac'e.  Ben de işletim sistemsiz kalmamak için ne zamandır fırsat beklediğim windows 7 64 bit'i kurdum.  Henüz performans olarak bir farkını göremesem de (kuralı 24 saat bile olmadı :D ) böyle devam edeceğim sanırım. Bir de kararlıyım, her şeyin yüklemesi bitince sistemin imajını alıp yedekleyeceğim.


Acronis sağolsun, bir seferde sistemin o anki yedeğini alıyor, ve ilerde sistemde sorun çıktığında sorunsuzca geri yüklüyor. Böylece; format at, dosyaları yükle vs derdinden sizi kurtarıyor. Bir nevi mac'deki time machine gibi. İlla bedava bir alternatif kullanırım diyorsanız da macrium reflect var. Hem hızlı hem de ücretsiz.
Seçim size kalmış. Ancak sistem performansına önem veriyor, en ufak yavaşlamada formaaaaaatttt çığlıkları atıyorsanız, bu programlar tam size göre.
Read More